07 Mart 2008 Cuma

Turkcede Organ Isimleri ve Kelimelerin Kokleri

Coktandir fakirin kafasini kurcalayan bir mesele var. Turkcedeki organ isimleri hep biriyle alakali. En azindan kafiyeli. Acaba neden ola diye merak edip dururum nice zamandir. Ustelik bu fakir Ankara'da dogmus buyudugu, Turkce'nin "koylu lehcesi" diye kucumsene kucumsene unutulmaya yuz tutan guzel ayrintilarini hicbir zaman ogrenmedigi halde bu durum dikkatini cekiyor. Acaba Anadolu'nun degisik yorelerinde koylerde kullanilan organ isimleri ne kadar fakiyelidir?

El, kol, dil, bel
Ayak, bacak, kulak, kucak, dudak, yanak, parmak, tirnak, dirsek, böbrek, yürek, bıyık, topuk (burada sanki -ak/-ek/-uk seklinde bir ek var gibi duruyor)
Baş, kaş, diş, döş
Alın, burun, karın, beyin, (acaba "yalin ayak"taki yalinin bununla alakasi var midir?)

Bir de hayatin en temel ihtiyaclarini gosteren kelimelerin en basit sekilde soylenen kelimeler oldugunu dusunmusumdur hep. Gozunuzun onune Orta Asya bozkirlarinda gocebe yasayan bir toplum getirin ve su kelimeleri dusunun:

at, ot, et, od, it, ad, su, tas, taş, aş, yel, kar, yurt, koy(un), mal, döl, ol/ul(oğul), kız, dağ, gök, yer, bit, ak, al, gök (mavi ya da yeşil renk, gök rengi manasına), şiş, bez, yün, çöp vs.

Bozkırda gocebe olarak yasayan insanlarin hayatinda var olacagini dusundugunuz diger kavramlari dusunurseniz yine cogunlukla kisa ve kolay soylenen kelimelerle karsilasacaksiniz. Eger bir kelime 3 ya da daha fazla heceliyse buyuk ihtimalle yerlesik hayata gectikten sonraki doneme ait olsa gerek.

Sahi aramizda bizi aydinlatabilecek bir etimolog var miydi?