12 Temmuz 2007 Perşembe

Tasindik cok sukur...

Tasinmak kolay is degil aslinda. Bir suru esyayi paketlemek, evin icinde oradan oraya tasimak, sonra kamyon ayarlayip bir yerden bir yere nakletmek... Hele de kendiniz yapiyorsaniz ilk dusunmeye basladiginizdan itibaren aklinizin bir kosesine eziyet etmeye baslayan, sonra eziyetin boyutunu artirip izdiraba donusturen, nihayet tasinma aninda fiziksel iskenceye donusup ertesi gun ayaklarinizin sizlamasiyla neticelenen bir surec. ORada da bitmiyor maalesef. Sonra yeni evi yerlestirmek, yeni duzene alismak... Hepsi de zaman ve emek isteyen isler.

Peki bu kadar eziyeti neden ceker insan? Guzel soru. Madem bu kadar elim bir surec bu, insan neden bu yukun altina girer ki? Bu fakirin durumunda en buyuk sorun trafikteki eziyet birkac gun icerisinde cekilen yogun bir iskenceden daha elim olmasiyla alakali. Tasinmak zordur ama trafikle bogusmak ayni zorlugu azara azar yavas yavas icine cekmek demek.

Yanlis anlasilmasin, onceki evimizden cok memnunduk. ev sahibinin menejeri Joe abimizle cok siki fiki degildik ya, Allah icin bir kotulugunu de gormedik. Ne ihtiyacimiz olduysa hemen kosup geldi, tamirse tamir, mikrodalganin degistirilmesiyse o, ne lazimsa pek de ustelemeden yapti sagolsun. Ev deseniz onu acik, 8 km uzaktan agaclarin arasindan denizi bile goruyor azicik. Ferah. Ust kata tasinan Dave abimizin gunduzleri yurume bandinda yurumesi disinda ne sesi cikiyor ne solugu duyuluyor. Sakin mi sakin bir mahalle. O kadar ki Allah muhafaza olup kalsaniz kimsenin ruhu bile duymaz. Kanada seyahatimiz sirasinda kapi acik kalmis, iceride isik yanmis 5 gun boyunca da bir Allah'in kulu da bunlara ne oldu diye meraklanip bakmamis iceriye. Oyle sakin bir muhit sizin anlayacaginiz. Allah var, evden yana bir sikayetimiz hic olmadi.

Gel gor ki trafik basa bela. San Diego kucuk kasaba olmak uzere tasarlanmis ama sonradan birden buyuyuvermis garip bir sehir. Dogu bati istikametinde bazi ana yollar mevcutsa da kuzey guney istikametinde iki ana otoyol ve bir iki ana cadde disinda hicbir yol yok. 5 numarali yol Orange County, Los Angeles ve daha kuzeydeki California bolgelerini Meksikaya baglayan yol. Meksika demek ucuz tatil demek. Meksika demek ucuz alisveris demek bircoklari icin. Amerika'da 21 yasindan kucuklere icki satilmaz. Meksika demek liseli genclerin gidip kafayi cektikleri yer demek. Meksika demek ucuz iscilik demek. 5 numarali otoyol demek gunden 275 bin arabanin 4 seritten gidip gelmesi demek. Bu fakir icin manasi: ise ve okula 20 dakika yerine 50 dakikada gitmek demek.

Simdi evimiz San Diego'nun yine kuzey tarafinda. Hem malum teknoloji sirketleri kuzey tarafta konuslanmis. Okul deseniz o da yine kuzeye dusuyor. Hele dostlar, onlar hepten kuzeyde taa Orange County'deler. Simdi San Diego'daki dostlar okur da bizi dosttan saymadi diye gucenirler. Yok aman Allah muhafaza. Onlar da dost. Hem de basimizin taci dostlar. Lakin gucenmesinler, Orange County'dekilerle dostlugumuz daha bir eskilere dayanir. Hani derler ya "Ben onun kisa pantolonla dolastigi zamani bilirim" diye. OC'dekilerin cogunun Amerika'ya gelip yerlesmesini bilirim ben. Veletlerin gozumuzun onunde nasil da ayaklandiklarini, bacaksizken nasil birden boy atip servi boylu delikanlilar genc kizlar olduklarini gormus bu iki goz. Kolay mi sandiniz siz insanin alistigi muhiti birakmasini. Gavurun memleketi de olsa hayatimizin 5 senesi gecmis buralarda. Turkiye'deki ilk 10 seneyi saymazsak gecen zaman 15 sene. (Matematigi kuvvetli abiler yasimi da buradan cikaracaklar. Neyse, yas kompleksimiz yok cok sukur.) Yani hayatimin ciddi bir kismi gavurun artik "bizim" olmaya baslayan memleketinde gecmis. Eh ne de olsa yeryuzu Allah'in. Her bir karisinda gavurlar kadar benim de hakkim var. OC de de SD'den daha cok vakit harcayip daha cok dostlar edindigimize gore, demek OC'ye daha bir baglanmamiz da bir yere kadar anlasilabilir. Manasi: Evi San Diego'nun OC'ye yakin yerinde tuttuk.

Cok sukur, buralarda trafik sorunu yok. Trafik Del Mar'da basliyor. Biz onan once cikiyoruz yoldan. (Allah saptirmasin) Cikinca da iki sag iki sol yapiyoruz, bir de bakmissiniz evdeyiz. Evdeyken freeway'in gurultusu her daim kulaklarimizda deyim de siz anlayin aradaki mesafenin uzakligini yakinligini.

Tasinmak diye basladik, nerelere geldik simdi. Tasinmanin hic mi iyi yani yok yani? deermisim. Derim tabii. Elbet var da ondan demem hakli. Mesela trafikten kurtulmak cok makul bir sebep. Zaten en buyuk avantajlarimizdan birisi o. Sonra? Sonra, yeni bir muhit, yeni bir ortama alisma pratigi. Sonra insana bu dunyada hicbir yere hicbir zaman bagli olmadigini hatirlatan bir ibret. Nihayetinde bizi de bir kutunun icine koyup omuzlarda tasimayacaklar mi? Onun hatirlatmasi aslinda. Sonra, evdeki ivir zivirdan kurtulmanin vesilesi. Bu tasinma vesilesiyle yillardir duran bir suru kagidi, evraki uygun sekilde "recycle" ettik. Gavuristanda kagitlari, teneke kutulari, cam siseleri donusturmek kolay. Kapidaki ozel kutuya atinca gerisini cop isleri sirketi hallediyor. Bir suru kitabi da kutuphanelere bagisladim. Hem tasinirken yukumu hafiflettim, hem de bir suru gereksiz kalabaliktan kurtulup yeni kalabaliklar icin yer acmis oldum. Bu sefer atmaya kiyamadigim bircok seyi de bir dahaki tasinmada emekliye sevkedicem insaallah.

Hani derler ya "Ev sahibin var mi derdin var kardes" diye. Ben de onlara can-u gonulden katiliyorum. Neden mi? Kismetse onu da anlatirim bir gun insaallah.

06 Temmuz 2007 Cuma

Kore Ne Yana Duser?

Is yerindeki patronum Koreli. Pazarlama bolumunde bir Koreli arkadas daha var. Patron tarihten konusmaya cok merakli olmasa da diger arkadasla muhabbet ediyoruz arada bir. Bugun bana Turkler'le Korelilerin tarihin eski caglarindan beri dost olduklarini anlatti. Tarihin eski caglariyla ilgili anlatilanlara hep kuskuyla bakmisimdir. Bundan 2000-3000 sene once gercekten ne oldugunu kim bilebilir ki? En fazla hadiselere bir tarih profesorunun gozuyle bakabiliriz. Adamcagiz iyi niyetliyse ne ala. Ya bir de kotu niyetliyse?

Herseye ragmen bugunku insanlarin tarihe bakisi onlarin bugun bize bakisini ele veriyor. Arkadasimin anlattigina gore bundan birkac bin yil once Cinliler Koreyi isgal etmisler ve uc buyuk Kore merkezinden ikisini yok etmisler. Buralardan kacan 6000-20000 arasi insan Turklere siginmis. Turkler onlara cok iyi davranmis, hatta Truk hukumdari Korelilerin onde gelenlerinden birini kendine vezir yapmis. Hep birlikte karismislar ve mutlu mesut yasayip gitmisler.

Sonra bir de Kore Savasi var malum. Turkiye'den 15,000 asker gitmis Koreye arkadasimin dedigine gore. Amerikalilardan sorna en cok kaybi Turkler vermisler. OZellikle yasi bunu idrak edecek seviyedeki insanlar Turkleri cok sever ve sayar diyor arkadasim.

Dedik ya, gercekte ne oldugu aslinda ikinci seviyede onemli tarihe bakarken. Daha onemlisi insanlarin ne oldugunu dusundukleri. Belki bundan birkac bin yil once Koreliler Turklere hic siginmadi. Ya da Turkler aslinda kapilari o kadar da kolay acmadilar komsuya. Yahut da 20,000 kisi degil de belki hepsi hepsi 200 kisiydi Turklere siginan. Gercekte ne oldugu hic onemli degil. Onemli olan Koreliler bugun Turkleri kendilerine kucak acan ve iyi davranan dostlar oalrak algiliyorlar.

Sonra dillerimizin ortakligi konusunda da biraz konustuk. Hatta gocebe hayatinda yeri olabilecek cok basit kelimelerin ortak olabilecegini dusunduk. Mesela su, at, ot, et, ok, ana, baba, ev vs kelimelerin ortak kokten gelebilecegini dusunup bazilari karsilastirdik. Ama simdilik ortak bir noktada bulsamadik. Sanirim ayni dili konusmaya baslamadan once biraz zaman gecmesi gerekecek.

05 Temmuz 2007 Perşembe

IPTV Pazarlamasi ve Fakir

Yazin Conexant'ta calismaya basladi bu fakir. Conexant buyuk sirket. Zaten aylardir buyuk sirkette calisicam diye tutturmus, sonunda kismet oldu buyuk sirkette calismaya basladi. 2500 kisi sanirim yeterince buyuk.

Daha once yaptigim islerden farkli oalrak bu sefer pazarlama bolumnde calisiyorum. IPTV pazarlamasi icin pazar arastirmasi yapiyorum. IPTV IP aglari uzerinden televizyon yayini anlamina geliyor. BAska bir deyisle, televizyonu telefon kablosuna bagliyorsunuz ve ADSL uzerinden yayin aliyorsunuz. Normal yayin icin en az 1.7 Mbps, HD yayin icin de yaklasik 8 Mbps baglanti hizi gerekiyor. Ayrica bu baglantinin diger internet baglantisindan ayri olmasi gerekiyor ve en kotu durumda bu baglanti hizlarina sahip olmaniz lazim. Sanirim guzel memleketim birkac sene daha beklemek zorunda kalacak Slovakya, Hirvatistan, Romanya ve Latviya gibi ulkelerin yillar once almaya basladigi bu hizmeti gormek icin.

Pazarlama ilginc bir bolum. Isteki ilk uc haftada IPTV pazarinin neye benzedigini anlamakla gecti. Avrupa'da hangi sirketler IPTV hizmeti sunuyor, o sirketlere, ve dolayisiyla son kullaniciya kim alici satiyor ve o alicilarin icine hangi chip'ler giriyor. 2010 yilina kadar IPTV pazarinin 16 milyon olmasi bekleniyor. Belki o zaman turkiye'de de boyle yayinlar baslar kim bilir.

Bu vesileyle Dogu Avrupa'da pekcok yuksek teknoloji sirketi kuruldugunu, bircok sirketin Amerika ve avrupa ile is yapip onlarin yazilimlarini gelistirdiklerini ogrendim. Hele Israil bu konuda basi cekiyor. Sorna dusundum. Dogu Avrupa'da ya da ISrail'de Ingilizce konusulmuyor. Ekonomileri bizden daha iyi degil. Peki ama onlarin yaptiginiz biz neden yapamiyoruz?